|
SEVDİM
Seni öyle sevdim ki; Gözlerimden akan yaşlar gibi damla damla... Yüreğimin dinmeyen acısı gibi kana kana... Ben seni böyle sevdim
Seni öyle sevdim ki; Her gece seni sabâhladım yudum yudum... Özlemin büyüdü içimde alev alev... Ben seni böyle sevdim.

Seni öyle sevdim ki; Yaprakların dalları sardığı gibi yeşil yeşil... Toprağın yağmuru sevdiği gibi ıslak ıslak... Ben seni böyle sevdim.
Seni öyle sevdim ki; Leylâ'nın mecnûn'u sevdiği gibi yana yana... Hâsretin dem vurduğu ateşler gibi kızıll kızıll... Ben seni böyle sevdim.

Seni öyle sevdim ki; Yıldızların geceyi aydınlattığı gibi işil işil... Denizin kumsalı okşadığı gibi serin serin... Ben seni böyle sevdim.
BİR NEFES DÜŞ GİBİ
Bazı duygular vardır anlatılamaz, anlaşılır sadece. Sevenin sevdiğini bilmesi kadar, sevilen de anlar sevildiğini. Sevgi her zaman belirli kelimelerle söylenmez. Çoğu defa bir bakış yeter de artar bile... Yeryüzünde hiçbir kuvvet insanoğlunu sevme hakkından alıkoyamaz.
Sevmek çoğu zaman var olmaktır. Sonunda bizi yok olmaya götürse bile. Ben şimdi varım ve seni sevmek hakkımı kullanıyorum. Sen bile buna karşı koyamazsın. Sana gelinceye kadar sonu gelmez bir arayıştı sevgilerim. Bir zaman başkalarında aradım seni, başka yüzlerde, başka ellerde aradım. Aldandım, fakat birgün seni bulmak ümidini kaybetmedim.
Nasıl olsa gelecektin birgün. Ve işte geldin de! Bana tatmadığım hüzünleri tattırmaya, bilmediğim kederleri öğretmeye geldin. Acıdan yana ne kalmışsa yaşamadığım hepsini bir bir sen yaşatacaksın bana. Birgün yaşamanın gereksizliğini de senden öğreneceğim.
Bu selin akışını hiçbirşey duduramaz artık. Ummadığım ve ummadığın bir anda çıktın karşıma. Coşkun ırmaklar gibi, amansız seller gibi geldin, mutlaka yıkarak ve benden birçok şeyleri beraberinde sürükleyerek gideceksin. İşte o zaman yoklukların en dayanılmazı ile karşı karşıya kalacağım.
Ergeç gideceksin; beni anlayamadan, beni sevemeden gideceksin. Yalnız bir iç kırıklığı kalacak senden, tesellisiz bir hüzün kalacak. Yıllardır aradığım sendin ama sen gittikten sonra başkasını aramayacağım. Gelmeyecek bile olsan, ömrümün sonuna kadar arardım seni Ama geldin bir kere; ister bilerek gelmiş ol, ister bilmeden...
Geldin ya! Şimdi herşey güzel seninle. Yürümenin, konuşmanın, nefes almanın bir başka anlamı var artık. Sen varsın ya, herşey bambaşka gözlerimde...

UNUT BENİ CAN
Bu kaçıncı gece hasretinle yandığım Kaçıncı gece yıldızları yıkadığım göz yaşlarımla? Mesafeler yırtıldı hıçkırıklarımla Bosnalı kadınlar duydu feryadımı. Sen, sen duymadın mı can?
Ne vardı bu kadar uzak yerlerde açacak? Benden uzak o iklimlerin, Benden uzak o şehrin, Kahrolası o kalabalıkların Benim kadar ihtiyacı mı vardı sana, Benim kadar hasret çekti mi Kahrolası o şehrin semaları, Benim kadar yandı mı? Ne vardı can? Ne vardı uzak iklimlerde açacak?
Ne vardı Kendimizi bu kadar kahredecek? Kara trenler umut olmamalıydı, uzayan yollarda kalmamalıydı bakışlar. Dünya, bir tek nokta olmalıydı can... Bir tek noktada doğmalıydık. Dönüp dönüp sana varmalıydı yollar, Ben, hep hasret türküleri söylememeliydim, Sen, hep hasret şiirleri okumamalı. Hasret diye bir söz olmamalıydı lügâtlarda Geceler boyu hergün göz yaşlarımla ıslanmamalıydı yıldızlar.
Gönlüm bu sevdaya dar gelir oldu Boğuyor karanlıklar can... Mesafeler kurşun oldu amansız, Feryadıma şahit oldu yıldızlar Can... Can... Hasretin ağır bir yük omuzlarımda. Ben çekmekten usandım, sen usanmadın mı?
Bildim, bitmeyecek bu hasret! Uzak iklimlerde açmış iki çiçeğiz. Hangimiz gelsek diğerinin yanına, Kuruyup, kaybolacağız. Ben, kıraç topraklara döndüm can, Ben, kurumuş dereler gibiyim. Issız mağaralarda kaldı umudum. Belli bu sevda kahredecek bizi, Unut be can...
Unut bu sonu gelmez sevdamızı... bırak yeni güneşler doğsun semalarında bulutlar gizlemesin yıldızlarını yeniden başlasın herşey yeniden doğ bensiz şafaklarda. Unut can,
unut senin için yazdığım sevda şiirlerini. De ki; bir rüya idi bitti. De ki; bir hayaldi, solgun aynalarda yansıyan. De ki; bir romandı, sonu koskoca bir hiçle biten. Unut beni can, Unut vakit varken...
Bırak hasretin bana kalsın. Varsın cehenneminde kavrulsun gönlüm. Ben yine her gece saçlarını koklayayım uzak yıldızlarda. Gözlerimde takılı kalsın hayalin. Sen unut can, sen unut! Kahredersem, Milyon kere kahrolayım!
Bir gün seni anlatacağım. Gidişi gelişinden çabuk oldu, Bitişi, başlamasından kolaydı “Bir sevda rüzgârıydı Esti, geçti.” diyeceğim.
Bir gün seni unutacağım. Ellerini, gözlerini, Dokunuşunu, öpüşünü Ve sana ait herşeyi... “Biri vardı bir zamanlar Yıktı, geçti.” diyeceğim.
Bir gün seni tekrar yaşayacağım. Gözlerim kapanırken Son kez hatırlayacağım... “Birini sevmiştim bir zamanlar Hâlâ seviyorum.” diyeceğim...
 
SEVİNÇ VE HÜZÜN
Sevinci kapıştılar taşımayı bilmeden, Şimdi bilen yok, nerede oturuyor. Köyün delisi Hüzün, yalnız kaldı yollarda Adam-adam, sınıyor, arıyor yoldaşını.. Kıskandıran özlemi, yüzünden okunuyor.
Görünüp siliniyor o günden beri. Sevinç bin an gözlerde, dudaklarda. Yerini sevgilisi Hüzün'e bırakıyor. Sevinç'se, uzaklarda hep uzaklarda.. Şöyle bir görünüyor, hemencecik uçuyor.
İşte o günden beri gözlerde, dudaklarda Hüzün, aramaktadır, yitik yavuklusunu. O günden beri Sevinç yerinde durmaz Ve kişiliğini ararken uzaklarda O günden beri kimliksiz hüzün olmaz...

SEN SEN SEN
Bir dağ başı yalnızlığı yaşıyorum yeniden... Dağ başı yalnızlığı ölümden beter. Hiç kimse aramasa sormasa beni Sen gelsen yeter...
Huzur ellerinin güzelliğidir. Gözlerin karşımda mutluluk denizi. Her sabah soframızda ekmeğimizi Sen bölsen yeter...
Yüreğim seninle yaylalar kadar serin Ne bir çizgi hasret, ne bir nokta gam Yayla dumanı gibi gözlerime her akşam Sen dolsan yeter...
Bende çaresizlik sonsuz kördüğüm. Bende sabır, sende naz... Gündüzünden vazgeçtim, düşümde biraz Bir yüz görümlüğü sen olsan yeter...
Duymasa da hiç kimse Şâir gönlümün, sende karar kıldığını. Ve içimin şerha, şerha yarıldığını Sen bilsen yeter...
Bir gün duysan bittiğimi, tükendiğimi. Çıkıp gelsen uzaklardan korkulu ürkek. Bir incecik dal gibi üzerime titreyerek, Eğilsen yeter...
ISLANIYORUM
Yağmur ol, derinden ve sessiz yağ üstüme Serinliğin, bırak işlesin iliklerime Şarkılar biriksin ayaklarımın gölgesine Damla damla aksın coşkun denize
Yüreğim yorgun umutlar biriktiriyor Bir gölge izliyor derinden ve sessiz Bulutlar ihanet safları kurmuş Ağıyor yeryüzüne, ıslanıyorum Aralıksız damlalar vuruyor yüzüme Kan revan gözlerim suda boğuluyor
Sözler diziliyor boğazıma Susuyorum derinden ve sessiz Islıklar karşılıyor dönüşümü Rüzgârın savurduğu bulutlar gibi Savruluyorum şehirden şehire
Şehirler, ıslak bir akşamda Yavru ceylanı bekleyen avcılar gibi Eller tetikte izleniyorum Yağmur yağıyor, ıslanıyorum dolu dolu Bir gölge izliyor derinden ve sessiz Ağlıyorum, ellerim başımda
Ah deniz, bütün suç senin Unuttun beni bir sahilde Bir gölge izliyor derinden ve sessiz Islak bir yağmur zamanı Islanıyorum, damlalar vuruyor yüzüme Kan revan gözlerim suda boğuluyor.
SANA HASRET
Dostu yok gecelerin.
Geceler çok uzun.
Geceler bir ömür
Ömür dediğin bir tutam ümit
Ümidi yok yarınların
Tıpkı senin yokluğun gibi
Ve ben sana biraz daha hasret...
Hasret bir ip,boğazıma düğümlenmiş.
Düğümler,her tarafımda.
Bütün yollar kördüğüm
Ve ben, biraz daha ölüyorum
Sensizliğin ortasında...

DOST IRMAK GİBİDİR
Dostlar ırmak gibidir Kiminin suyu az, kiminin çok Kiminde elleriniz ıslanır yalnızca Kiminde ruhunuz yıkanır boydan boya
 Insanlar vardır; üstü nilüferlerle kaplı, Bulanık bir göl gibi... Ne kadar ugrassanız görünmez dibi. Uzaktan görünüsü çekici, aldatıcı İçine daldıgınızda ne kadar yanıltıcı.... Ne zaman ne gelecegini bilemezsiniz; Sokulmaktan korkarsınız, güvenemezsiniz!
 Insanlar vardır; derin bır okyanus... İlk anda ürkütür, korkutur sizi. Derinliklerinde saklıdır gizi, Daldıkça anlarsınız, daldıkça tanırsınız; Yanında kendinizi içi bos sanırsınız.
 İnsanlar vardır, coskun bir akarsu... Yaklasmaya gelmez, alır surukler. Tutunacak yer gostermez beyaz kopukler! Ne zaman nerede bırakacagı belli olmaz; Bu tip insanla bir omur dolmaz.
 İnsanlar vardır; sakin akan bir dere... İnsanı rahatlatır, huzur verir gönüllere. Yanında olmak baslı basına bır mutluluk. Sesinde, görüntüsünde tatlı bir durgunluk.
 Insanlar vardır; çesit çesit, tip tip. Her biri baska bir karaktere sahip. Görmeli, incelemeli, dogruyu bulmalı. Her seyden önemlisi insan, insan olmalı... İnsanlar vardır; berrak, pırıl pırıl bir deniz.
 Bosa gitmez ne kadar güvenseniz. Dibini görürsünüz her sey meydanda. Korkmadan dalarsınız, sizi sarar bir anda. İçi dısı birdir cekinme ondan. Her sözü içtendir, her davranısı candan...



SEN BENiM HiÇBiR SEYiMSiN
Sen benim hiçbir seyimsin Yazdiklarimdan çok daha az Hiç kimse misin bilmem ki nesin Lüzumundan fazla beyaz Sen benim hiçbir seyimsin Varligin yoklugun anlasilmaz
 Galiba eski liman üzerindesin Nasil karanligima bir yildiz olmak Dudaklarinla cama çizdigin En fazla sonbahar otellerinde Üniversiteli bir kiz uykusu bulmak Yalnizligi öldüresiye çirkin Sabaha karsi öldüresiye korkak Kulagi çabucak telefon zillerinde
 Sen benim hiçbir seyimsin Hiçbir sevismek yasamisligim Henüz bos bir roman sahifesinde Hiç kimse misin bilmem ki nesin Ne çok çigliklarin silemedigi Zaten yok bir tren penceresinde
 Sen benim hiçbir seyimsin Yabanci bir sarki gibi yarim Yagmurlu bir agaç gibi islak Hiç kimse misin bilmem ki nesin Uykumun arasinda çagirdigim Çocukluk sesinle aglayarak Sen benim hiçbir seyimsin

ANLAMAK DEĞİL ANLATMAK
Anlamak zor değil de anlatmak zor olan
Sana anlatacaklarımı anlamaman değil
Sana kendimi anlatmak zor olan
Seni sevdiğimi söylemek değil
Onu sana yaşatamamak zor olan.
İçin her ağladığında anlayıp ta
Bunu sana söyleyememek
Sen her yok bir şey dediğinde
Acını sana bırakıp
Arkama bakmadan gitmek zor olan.
|